Advert
Advert

Bir Toplumun Görünmez Prangaları

Yayınlanma Tarihi :
author

Bekir Büyük

‎​Bir ülkenin refahı sadece ekonomik göstergelerle değil, akşam olduğunda o ülkenin insanlarının neyle meşgul olduğuyla ölçülür. Eğer bir ülkede sokaklar ıssızlaşıyor ve pencerelerden sadece televizyonun mavi ışığı sızıyorsa, orada bireysel ve toplumsal bir duraklama başlamış demektir
‎​Çok TV izlenip az kitap okunan bir toplumda, insanlar kendi fikirlerini üretmek yerine kendilerine sunulan hazır paket düşünceleri tüketirler. Kitaplar, insanı kendi iç dünyasına ve eleştirel düşünceye davet ederken; kontrolsüz TV tüketimi, zihni pasifleştirir. Okumayan bir toplum, geçmişin hatalarını geleceğin kaderi haline getirir.
‎​Particilik ve ön yargının tavan yaptığı bir atmosferde, gerçekler önemini yitirir; sadece "kimin söylediği" önemli hale gelir. Ön yargı, farklı renkleri görmemizi engelleyen bir göz bağıdır. İnsanlar birbirini anlamak yerine etiketlemeyi seçtiğinde, toplumsal barış yerini sürekli bir gerginliğe bırakır. Bu kutuplaşma, kolektif mutluluğun önündeki en büyük engeldir.
‎​Bilimden haberin olmaması, bir toplumun sadece bugünü değil, yarını da kaybetmesi demektir. Bilim, merak ve sorgulama üzerine kuruludur. Merakın bittiği, dogmaların ve hurafelerin yerleştiği bir yerde yenilik nefes alamaz. Rasyonel düşüncenin yerini duygusal tepkiler aldığında, sorunlara çözüm üretmek imkansızlaşır
‎​mutsuzluk bir kader değil, bir sonuçtur. Televizyonu kapatıp bir kitabı açtığımızda, ön yargılarımızı bir kenara bırakıp bilimin ışığında birbirimizi dinlemeye başladığımızda o "mutsuz ülke" tablosu değişmeye başlar.




‎Bugün, Türk milletinin bağımsızlık aşkının ve sarsılmaz iradesinin mısralara döküldüğü o muazzam günün, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü. 12 Mart 1921’de Birinci Meclis’in duvarlarında yankılanan o alkışlar, sadece bir şiiri değil; bir milletin "Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!" haykırışını mühürlemiştir.
‎​Mehmet Akif, sadece bir şair değil; kalemini milletinin derdiyle yoğurmuş bir karakter abidesidir. Onu ve eserini eşsiz kılan bazı değerler:
‎Kazandığı 500 liralık ödülü, ihtiyacı olmasına rağmen "Milletin marşı para ile yazılmaz" diyerek hayır kurumuna bağışlayacak kadar tok gözlüdür.
‎İstiklal Marşı’ndaki her bir kelime, Akif’in bizzat yaşadığı, hissettiği ve inandığı hakikatlerdir. Bu yüzden yapaylıktan uzak, çelik gibi sert ve bir o kadar derindir.
‎​O benim değil, milletimindir" diyerek marşımızı en büyük eseri olan Safahat'a almamış, onu Türk milletine armağan etmiştir.
‎ En karanlık günlerde "Korkma!" diyerek başlayan o ilk mısra, bugün bile her Türk gencinin damarlarındaki asil kanın pusulasıdır
‎​"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın."
‎​Bu anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu eşsiz eseri bize bırakan "Vatan Şairi" Mehmet Akif Ersoyu ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar