Advert
Advert

Dijital Dünyada Kaybolmadan İnsan Kalabilmek

Yayınlanma Tarihi :
author

Salih ÖZBAY

Teknoloji çağının en güçlü iletişim aracı olan sosyal medya, hayatımızın merkezine yerleşmiş durumda. Artık haberleri oradan alıyor, dostlarımızla oradan görüşüyor, sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi orada paylaşıyoruz. Fakat şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Biz mi sosyal medyayı kullanıyoruz, yoksa sosyal medya mı bizi kullanıyor?
İnsanlık tarihinde hiçbir dönem bilgi bu kadar hızlı yayılmamıştı. Ne var ki doğru bilgiyle yanlış bilgi de aynı hızla dolaşıyor. Bir iftira, bir yalan haber, bir hakaret ya da bir linç kampanyası saniyeler içinde milyonlara ulaşabiliyor. Oysa atalarımız, "Söz gümüşse, sükût altındır." diyerek düşünmeden konuşmanın zararına dikkat çekmişlerdir.
Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:
"Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırın." (Hucurât Suresi, 6)
Bu ayet, sadece o günün insanına değil, bugün sosyal medya kullanan herkese hitap etmektedir. Paylaşmadan önce araştırmak, doğrulamadan hüküm vermemek hem dinî hem de vicdanî bir görevdir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:
"Kişiye, duyduğu her şeyi söylemesi yalan olarak yeter." (Müslim)
Bugün ekranlarımızı saatlerce izliyoruz; fakat anne babamızla, çocuklarımızla, komşularımızla ve dostlarımızla geçirdiğimiz zaman her geçen gün azalıyor. Aynı evde yaşayan insanlar bile bazen birbirleriyle değil, telefonlarıyla sohbet ediyor. Dijital bağlarımız güçlenirken gönül bağlarımız zayıflıyorsa burada durup düşünmemiz gerekir.
Özellikle gençlerimiz, sosyal medyada gördükleri kusursuz hayatlara özeniyor; beğeni ve takipçi sayılarını değer ölçüsü hâline getirebiliyor. Oysa gerçek başarı, karakter sahibi olmak; gerçek mutluluk ise huzurlu bir vicdana sahip olmaktır.
Mevlânâ'nın şu sözü bugün de yol göstericidir:
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."
Yunus Emre ise bizlere şu hakikati hatırlatır:
"Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım; sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz."
Sosyal medya; iyiliği yaymak, ilmi paylaşmak, mazlumun sesi olmak, çevremizi bilinçlendirmek ve güzel ahlakı temsil etmek için büyük bir fırsattır. Bir gönlü sevindiren paylaşım, bir öğrencinin hayatına dokunan bilgi, bir ihtiyaç sahibine uzanan yardım eli, binlerce beğeniden daha değerlidir.
Bugün aileler çocuklarına telefon kullanmayı öğretiyor; ancak dijital ahlakı öğretmekte zaman zaman yetersiz kalabiliyor. Okullarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, basın kuruluşlarımız ve kamu kurumlarımız; dijital okuryazarlık, medya etiği ve bilinçli sosyal medya kullanımı konusunda daha fazla çalışma yapmalıdır. Çünkü geleceğin güçlü toplumu, teknolojiyi üreten kadar onu ahlakla kullanan toplum olacaktır.
Sonuç olarak teknoloji ne dosttur ne de düşman... Onu değerli veya zararlı hâle getiren insanın niyeti ve kullanım biçimidir. Parmaklarımızın ucundan çıkan her kelime, karakterimizin aynasıdır. Kalp kıran değil gönül yapan, ayrıştıran değil birleştiren, nefret yayan değil umut veren paylaşımlar yapabildiğimiz ölçüde sosyal medyayı insanlığın hizmetine sunmuş oluruz.
Unutmayalım ki; gerçek iz, internette bırakılan değil; insanların gönlünde bırakılan izdir. Rabbim bizleri sözleriyle iyiliği çoğaltan, kalemiyle hakikati savunan ve dijital dünyada da güzel ahlakıyla örnek olan kullarından Amin 

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar