Advert
Advert

Duyguların İstismar Yorgunluğu

Yayınlanma Tarihi :
author

Hasan Gezer

Bazı insanlar vardır, kalbi fazla açık bırakılmış bir pencere gibidir. İçeri giren her esintiyi her rüzgârı tanrı misafiri sanır, kapısını aralar. Oysa her gelen serin bir yel değildir, bazıları sadece dağıtmak için giren bir rüzgârdır.

İnsan, en çok iyi niyetinden yorulur.
Bu çağda kötülük eskisi gibi açık ve kaba değildir. Daha zarif, daha sinsi, daha “anlaşılır” bir kılığa bürünmüştür. Birinin kırdığı yerden değil, anladığı yerden yaklaşır sana. Seni incitmez gibi yaparak eksiltir. Sesini yükseltmeden, vicdanına dokunarak seni kendine mecbur eder. Ve bir bakarsın, sen hâlâ iyi kalmaya çalışırken, bir başkası senin iyiliğini kendine alan açmak için kullanmaktadır.
Duyguların suistimali, bir insanın kalbine yapılan en sessiz istismardır.
Çünkü bu istismar bağırmaz, kendini haklı gösterir ve bu istismar çoğu zaman “sen zaten iyi bir insansın” cümlesiyle başlar.

İyiliğin Yanlış Anlaşılması ve Kendini Yok Saymak

İyi olmak, çoğu zaman yanlış anlaşılır. İnsanlar iyiliği, sınırsız olmak, her şeye katlanmak, herkesi anlamak, herkesi affetmek sanır. Oysa iyilik, kendini yok saymak değildir. Ama ne gariptir ki en çok iyi insanlar, kendilerini yok sayarak yaşamayı öğrenir.
Birine sürekli anlayış göstermek, zamanla kendi duygularını susturmaktır. Herkese yer açmanın sonu bir gün kendine yer bulamamaktır. Ve insan, en çok burada tükenir. Çünkü kimse kötü olduğu için değil, iyi olduğu için yorulur.
Birinin seni anlamasını beklersin, o ise seni kullanmayı öğrenir.
Birinin kalbine dokunmak istersin, o senin kalbinde yerleşik kalmanın konforuna alışır.
Sen verirsin, o alır, sen susarsın, o konuşur, sen beklersin, o unutur. Ve bir gün fark edersin ki sen bir insanı değil, onun sende bıraktığı boşluğu taşımışsındır.

Sınır Çizilmediğinde İyi Niyet Davete Dönüşür

İyi niyet, sınır çizilmediğinde bir davete dönüşür.
Herkes gelir ama kimse sorumluluk almaz.
İnsan kendine sormalıdır: Ben gerçekten iyi miyim, yoksa kendimi koruyamadığım için mi böyleyim?
Çünkü her anlayış bir erdem, her susuş bir olgunluk ve her fedakârlık, sevgi değildir.
Bazı fedakârlıklar, sadece alışkanlıktır.
Bazı sessizlikler, sadece korkudur.
Bazı “iyi kalmalar”, aslında kendine yapılan en büyük haksızlıktır.

Sınır, Kendine Duyulan Saygının Çizgisidir

İnsan kalbini açarken, kapısını da bilmelidir.
Bazı insanlar, senin merhametini değil; sınırlarını görmeye ihtiyaç duyar.
Çünkü sınır, sevgisizlik değil, insanın kendine duyduğu saygının çizgisidir ve o çizgi çekilmediğinde, iyilik çizgisi de yavaş yavaş silinir. Yerine kırgınlık, yorgunluk ve geç kalmış bir fark ediş kalır.
Belki de mesele, iyi kalmak değil; doğru yerde iyi kalabilmektir.
Çünkü her kalp, her duyguyu taşıyacak kadar güçlü değildir.
Ve herkes, senin verdiğin değerin ağırlığını taşıyamaz.

İyi Kalırken Kendini Kaybetmemek

Bu yüzden insan, bazen “hayır” demeyi öğrenmelidir, kırmadan, ama net biçimde. Sessiz, ama kararlı şekilde. Çünkü bazı kapılar kapanmadıkça, insan kendine açılmaz.
Ve belki de bu çağda en zor erdem iyi kalırken, kendini kaybetmemektir.
Çünkü iyilik, kendini feda etmek değildir, insanın kalbini koruması da bir erdemdir.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar