Advert
Advert

GÜMÜŞ YILLAR MI? HAYATTA KALMA MÜCADELESİ Mİ?

Yayınlanma Tarihi :
author

Çiğdem Dokuzoğlu

Türkiye’de "emeklilik" kelimesi, sözlük anlamıyla "çalışma hayatını tamamlayıp dinlenmeye çekilme" dönemini ifade etse de, bugün sokaktaki karşılığı maalesef çok daha karmaşık ve sancılı bir sürece tekabül ediyor. Bir ömür boyu dirsek çürüten, fabrikada ter döken veya masabaşında sabahlayan milyonlarca yurttaş için emeklilik, bir "istirahat" değil, yeni ve daha zorlu bir "hesap kitap" döneminin başlangıcı haline geldi.
Kağıt Üstünde Emekli, Sahada Çalışan
Türkiye’yi Avrupa ülkelerinden ayıran en keskin fark, emeklilerimizin dinlenme lüksünü yaşayamaması. Batılı bir emekli, çalışma hayatı bittiğinde dünya turu planları yaparken; bizim emeklimiz "Hangi markette kıyma daha ucuz?" ya da "Hangi ek işi yaparsam kirayı denkleştiririm?" sorularıyla baş başa kalıyor. Bugün parklarda, kahvehanelerde veya torunlarıyla vakit geçirmesi gereken yaş almış büyüklerimizi; güvenlik görevlisi, tezgahtar ya da taksi şoförü olarak görmemizin temel sebebi, emekli maaşlarının "açlık sınırı" ile girdiği amansız yarışı kaybetmesidir.
EYT ve Sistem Karmaşası
Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesiyle milyonlarca kişi hakkına kavuşmuş olsa da, bu durum sistemin yapısal sorunlarını çözmeye yetmedi. Aylık Bağlanma Oranları’ndaki (ABO) düşüş, prim günü fazla olanın daha az maaş aldığı bir çarpıklığı da beraberinde getirdi. Yıllarca sisteme yüksek prim ödeyen bir çalışan, emekli olduğunda aldığı rakamla hayal kırıklığına uğruyor. Bu durum, sadece bugünün emeklisini değil, yarının emekli adayı olan genç çalışanları da etkiliyor. 
Emekli: Toplumun Hafızası mı, Yükü mü?
Ekonomik krizlerin faturası kesilirken emeklilerin "bütçeye yük" olarak nitelendirilmesi, bu ülkenin kalkınmasına ömrünü vermiş insanlara yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Emekli maaşı bir lütuf veya sosyal yardım değil; çalışırken devlete emanet edilen primlerin geri ödenmesidir. Emekliyi "enflasyona ezdirmiyoruz" söylemi, çarşı pazardaki gerçek enflasyon karşısında her ay biraz daha eriyen alım gücünü ne yazık ki maskeleyemiyor.
İnsanca Yaşam Bir Hak, Lütuf Değil
Bir ülkenin medeniyet seviyesi, sadece gökdelenleriyle veya köprüleriyle değil; yaşlısına, emeklisine ve ihtiyaç sahibine sunduğu hayat standardıyla ölçülür. Türkiye’de emekli olmak; bayram ikramiyesiyle kurban kesip kesemeyeceğini düşünmek, hastane kuyruklarında katkı payı hesaplamak ya da evladının eline bakmak olmamalıdır.
Sonuç olarak; Türkiye’nin acilen emeklilik sistemini "insan onuruna yakışır" bir seviyeye taşıması gerekiyor. Emeklilerimiz, hayatlarının bu dönemini "geçim derdi" ile değil, kazandıkları tecrübeleri topluma aktaracakları bir huzur dönemi olarak yaşamalıdır. Unutulmamalıdır ki, bugün emeklisini ihmal etmeyen bir sistem, aslında kendi geleceğine yatırım yapıyor demektir. Çünkü her çalışan bir emekli adayıdır ve bugün dikilen fidanın gölgesinde yarın hepimiz oturacağız.

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar