Advert
Advert

YEŞİL VATAN YANARKEN İNSANLIK SINANIYOR "Ormanlar yalnızca ağaç değil; geleceğimizin nefesidir."

Yayınlanma Tarihi :
author

Salih ÖZBAY

Yaz mevsimi, tabiatın en güzel renklerini sunduğu bir zaman dilimidir. Ne var ki son yıllarda aynı mevsim, yüreğimizi dağlayan orman yangınlarıyla anılır hâle gelmiştir. Türkiye'nin farklı bölgelerinde günlerce süren yangınlar; milyonlarca ağacı, sayısız canlıyı ve büyük emeklerle oluşmuş doğal mirası yok etmektedir. Yanan yalnızca ağaçlar değildir; hatıralarımız, umutlarımız ve geleceğimiz de alevlerin arasında kaybolmaktadır.
Milletimiz boşuna "Orman varsa hayat vardır." demez. Orman; suyun kaynağı, toprağın koruyucusu, havanın temizleyicisi ve sayısız canlının evidir. Bir ağacın yetişmesi onlarca yıl alırken, yok olması birkaç dakika sürmektedir. İşte bu yüzden yeşil vatanı korumak, millî ve vicdanî bir vazifedir.
Yüce Allah, insanı yeryüzünün emanetçisi olarak yaratmış ve şöyle buyurmuştur:
"İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı..." (Rûm Suresi, 41. ayet).
Bir başka ayette ise:
"Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." (Bakara Suresi, 11).
Bu ilahî ikazlar, çevreyi korumanın sadece çevreci bir yaklaşım değil; aynı zamanda dinî bir sorumluluk olduğunu göstermektedir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) çevre ahlâkını şu müjdeli sözlerle öğretmiştir:
"Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz."
Yine buyurmuştur:
"Kim bir ağaç diker de ondan bir insan, bir kuş veya bir hayvan faydalanırsa, bu onun için sadaka olur."
Bu hadisler, İslam medeniyetinin tabiatı korumayı ibadet şuuru içinde değerlendirdiğini göstermektedir.
Atalarımız da çevre bilincini özlü sözlerle nesilden nesile aktarmıştır:
"Yaş kesen, baş keser."
"Ağaç meyvesiyle, insan hizmetiyle anılır."
"Bugünün fidanı, yarının ormanıdır."
Bugün hepimizin "içi yanıyor." Çünkü yangınlar yalnızca ormanları değil; vicdanlarımızı da yakıyor. Küle dönen her ağaç, aslında çocuklarımızın geleceğinden eksilen bir nefestir.
Ünlü düşünür Konfüçyüs, "Ağaç diken, kendinden sonrakileri düşünen insandır." anlayışıyla gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu hatırlatır. Mahatma Gandhi ise, "Dünya herkesin ihtiyacına yeter; fakat herkesin hırsına yetmez." sözüyle tabiatın ölçüsüz tüketilmesine dikkat çeker.
Türk edebiyatının büyük şairi Yunus Emre'nin sevgi anlayışı, sadece insanı değil bütün yaratılmışları kuşatır:
"Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü."
Bu anlayış, ağacı, kuşu, toprağı ve bütün canlıları korumanın imanla irtibatını ortaya koymaktadır.
Bugün yangınlarla mücadele eden orman teşkilatımız, itfaiyecilerimiz, güvenlik güçlerimiz, gönüllülerimiz ve tüm görevliler büyük bir fedakârlık göstermektedir. Onlar sadece alevlerle değil; geleceğimizi yok etmek isteyen felaketle mücadele etmektedir.
Her vatandaşın yapacağı küçük bir dikkat, büyük felaketleri önleyebilir. Söndürülmeyen bir sigara izmariti, rastgele yakılan bir ateş veya ihmalkâr bir davranış, binlerce hektarlık ormanı yok edebilir. Bu sebeple çevreyi korumak sadece devletin değil, milletin ortak görevidir.
Sonuç olarak; yeşil vatanı korumak, geleceği korumaktır. Ormana sahip çıkmak, vatana sahip çıkmaktır. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; beton yığınları değil, gölgesinde huzur bulacakları yemyeşil ormanlardır.
Rabbimizden niyazımız; ülkemizi her türlü afetten muhafaza etmesi, yangınlarla mücadele eden bütün kahramanlarımıza güç ve kuvvet vermesi, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralananlara acil şifalar ihsan etmesidir.
Kaynakça
Kur'ân-ı Kerîm: Bakara 2/11, A'râf 7/31, Rûm 30/41.
Riyâzü's-Sâlihîn (Çevre, sadaka ve iyilikle ilgili hadisler).
Sahih-i Müslim.
Yunus Emre.
Konfüçyüs.
Mahatma Gandhi.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar